Kanserin Engellenebilir En Önemli Nedeni: Obezite

kanserin_onlenebilir_nedeni

Son yıllarda yapılan birçok bilimsel çalışma ile obezite ile kanser gelişimi arasındaki ilişki olduğu gösterilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) obezitenin sigaradan sonra engellenebilir en önemli kanser nedeni olduğunu bildirmektedir. Maalesef sanayileşmenin artması ile tüm dünyada ve Türkiye’de obezite sıklığı giderek artmaktadır. Hatta tüm dünyada “obezitenin salgın bir hastalık” olduğu söylenmekte ve obezite ile savaş için tedbirler alınmaktadır. Tüm bunlar düşünüldüğünde obezite ile mücadele kanser ile mücadele anlamını da taşımaktadır. Kişinin obez olup olmadığı yani kilosu yorumlanırken kişinin ağırlığının boyuna oranı yani “Beden Kitle Endeksi” gündeme gelir.

Beden Kitle Endeksi ; vücut ağırlığının (kg olarak) boy uzunluğunun (metre cinsinden) karesine oranıdır. BKİ= Ağırlık (kg)/ (Boy)(m)2 Normal kilolu diyebilmek için kişinin BKİ’nin 19 kg/m2 ile 25 kg/m2 arasında olması gerekmektedir. BKİ > 30 kg/m2 obezite, > 40 kg/m2 ise “morbid” yani “ölümcül” obezite olarak yorumlanır. Kanser gelişme riski BKİ >40 kg/m2 olduğunda artmaktadır.

Kilo artıkça kanser riski de artmaktadır. Obez kişilerde kanser gelişme riski aynı yaşta olup kilosu normal olanlara göre %52 oranında daha fazladır. Obezite ile erkeklerde mide ve prostat kanseri, kadınlarda uterus (rahim) ve meme kanseri gibi birçok kanser arasında ilişki vardır. Erkeklerin %14’ünün kadınların %20’sinin ölüm nedeni obezite ile ilişkili kanserlerdir. Kaliforniya San Diego Üniversitesi’nden kolon kanseri araştırma grubu obezitede önemli bir rolü olan “leptin” hormonunun kolon kanseri gelişiminde de rol oynadığını, kolonda kanser hücrelerinin büyümesini arttırdığını göstermişlerdir. British Journal of Surgery’de yayınlanan çalışmaya göre yağ dokusu tarafından salgılanan leptin hormonu sadece kolonda kanser hücresinin büyümesini arttırmamakta ayrıca hücrelerin programlanmış ölümü anlamına gelen “apoptoz”u da azaltmakta böylece kanser gelişimi tetiklenmekte ve kanserli hücre sayısı artmaktadır. Bu çalışma ile yapılan bazı farklı incelemeler de leptinin sadece kolon kanserinde değil özofagus (yemek borusu), meme, prostat ve mide barsak sisteminin diğer kanserlerinde de rolü olduğunu göstermiştir.

Yağ dokusunun uzun yıllar boyunca sadece yağı depolayan pasif bir doku olduğu düşünülmüştür fakat bu görüş son yıllarda değişmektedir. Artık yağ dokusu birçok hormon ve sitokin olarak adlandırılan hücreler arası iletişimi sağlayan maddeler olan sitokinleri salgılayan endokrin bir bez olduğu bilinmektedir. Leptin yunanca “zayıf” anlamında olan “leptos”dan gelmektedir ve iştah merkezini ve metabolizmayı etkilemektedir. Leptin eksikliği olan durumlarda obezite gelişmektedir. Görülen o ki Leptinobezite ve kanser arasındaki ilişki zincirinde önemli bir yer almaktadır.

OBEZİTE VE MEME KANSERİ

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümöral oluşuma meme kanseri denir. Kadınlarda meme kanserini gelişiminin yağdan zengin beslenme ve abdominalobezite ile yakından ilişkisi olduğu bilinmektedir yani kadınlarda, özellikle menopoz sonrası, karın ve kalça çevresindeki yağlar arttıkça kanser riski de artmaktadır.

Gelişmiş toplumlardaki tüm meme kanserlerinin % 7 ila 15’inin gelişimindeki en önemli faktörün obezite olduğu düşünülmektedir. Menopoz sonrası dönemde obez kadınlarda meme kanseri gelişme riski normal kilolulara göre %30 daha fazladır. Menopoz öncesi dönemde kilolu olmak meme kanseri riskini arttırmamaktadır fakat kilolu kadınların menopoz sonrası kilo vermesi de çok kolay olmamaktadır; yani fazla kilolar her yaşta sorun oluşturmaktadır. Zaman içinde kilo almak da meme kanseri riskini arttıran faktörlerdedir; meme kanseri riski

  • Menopozdan sonra 2-10 kg alanlarda % 30 oranında
  • 18 yaşından sonra 25 kg’dan fazla alanlarda %45 oranında artmaktadır.

Menopoz sonrası obezite hormonal değişikliklere neden olarak kanser riskini arttırmaktadır. Kadınlarda menopozdan önce östrojen yumurtalıklardan salgılanmakta ve salgı menopoz sonrası durmaktadır. Yağ dokusu menopoz sonrası östrojenin en önemli kaynağıdır. Obez kişilerde yağ dokusu normal kilolu kişilerden fazla olduğu için salgılanan östrojen miktarı da iki kat fazla olmaktadır. Meme kanserlerinin çoğunluğu hormon duyarlı olduğu için bu değişiklik kanser gelişim riskini arttırmaktadır. Benzer şekilde tedavi görmüş meme kanserli obez kadınların tekrar kansere yakalanma riski, normal kilodaki kadınlara göre yüzde 40 daha fazladır. Meme kanseri ile obezite arasındaki bir diğer ilişki de, obez olanlarda tümörün daha geç aşamada fark edilmesidir. Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivitenin ise birçok hastalık gibi meme kanseri riskini de azalttığı bilinmektedir.

AİLELERİN ÇOCUKLARINI KANSERDEN KORUMASI ZOR DEĞİL

İngiltere’de Bristol Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı tarafından yapılan geniş kapsamlı bir çalışma çocukluk çağındaki obezite ile erişkin yaşlarda kanser gelişimi arasında bağlantı olduğunu göstermiştir. Yapılan incelemede çocukluk yıllarında kilolu veya obez olan çocukların hayatlarının ilerleyen dönemlerinde pankreas, safra kesesi, akciğer, solunum yolları ve ağız içi kanserlerine yakalanma riskinin arttığı gözlenmiştir. Ergenlikte kilolu olan çocuklarda ise erişkin çağlarda barsak (kolorektal), meme ve prostat başta olmak üzere her tür kanserinin normal kilolulara göre arttığı bildirilmiştir. Çocuklarının doğru ve sağlıklı beslenmelerini ve düzenli hareket etmelerini sağlayarak doğru bir yaşam tarzı kazanmalarına özen gösteren aileler çocuklarının ileriki yıllardaki kanser riskini azaltmaktadır. Çocukluk çağında kazanılan beslenme alışkanlıkları uzun yıllar sürdürülmektedir. Maalesef ki çocukluk yıllarında normalin üzerinde kilolu olan çocukların yarısından fazlası erişkin yaşlarda da obezdirler ve maalesef ki çocukluk çağında obez olan çocuklarda ileri ki yıllarda kanser gelişme riski yükselmektedir. Avrupa ve Amerika’da yapılan birçok çalışma anne ve/veya babası obez olan çocuklarda kilo artışının normal kilolu ailelere göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni genetikle geçen bazı genler olabilmektedir fakat aile içinde edinilen yeme ve egzersiz alışkanlıklarının da bunda önemli rolü vardır.

‘Childhood Obesityand ‘The Ticking Cancer Time Bomb’

PAYLAŞIN:

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on StumbleUpon