Hashimoto Hastalığı

hashimoto_t

Hashimoto Hastalığı veya diğer adı ile Kronik LenfositikTiroidittiroid hastalıkları arasında en sık görülendir.

Hastalığın gelişiminde genetik yatkınlık en önemli faktördür, genellikle ailede birkaç kişide birden vardır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Genetik zemin üzerinde hastalığın gelişimini tetikleyen faktörlerin neler olduğu tam olarak bilinmemektedir fakat vücudun savunma sistemi yani bağışıklık sisteminin bozulması sonucu geliştiği bilinmektedir. Hashimoto Hastalığı’nda tiroid bezi bağışıklık sisteminin karmaşası sonucu vücuda yabancı olarak algılanmakta ve tiroid dokusuna karşı gelişen hücreler (otoantikorlar) tarafından harap olmakta ve bunun sonucu olarak bezin fonksiyonu bozulmaktadır. Oluşan otoantikorlartiroid dokusunda başlıca iki yeri hedef almaktadırlar; birincisi tiroid hormon yapımında kullanılan bir protein olan tiroperoksidaz, diğeri de tiroid hücreleri içinde yer alan tiroglobülindir. Bunlara karşı oluşan antikorlar “Anti-Tiroidperoksidaz” ve “Anti-tiroglobülin” olarak adlandırılmaktadırlar ve bu antikorlardan birinin veya her ikisinin kanda varlıklarının tespit edilmesi hastalığın tanısını koydurmaktadır. %10 kadar vakada bu antikorlar kanda saptanmadan da tiroidit gelişebilmektedir, bu vakalar antikor negatif tiroiditler olarak adlandırılır.

Tiroiditin evresine göre tiroid bezinin boyutlarında ve fonksiyonunda değişiklikler görülmektedir. Başlangıçta tiroid bezinde harabiyet oluşurken vücut buna karşı savaş açmakta ve bağışıklık sisteminin lenfositleri artmakta ve tiroid hücre boyutunda ve sayısında artış olmakta, bunun sonucu olarak da tiroid bezi boyutları büyümekte yani guatr görülmektedir. Oluşan harabiyet sonucunda kanda tiroid hormonları T3 ve T4 seviyeleri yüksek buna karşılık TSH düşük saptanabilmektedir. Bu harabiyet dönemini geçici iyileşme dönemi izlemekte, bu dönemde kanda Anti-TPO ve Anti-Tg yüksek olmasına rağmen tiroid bezinin boyutu ve hormon seviyeleri normal sınırlar içinde saptanmaktadır.

Fakat ilerleyen süreçte oluşan tiroid antikorlarının bezdeki yıkımı devam etmektedir. Bunun sonucunda tiroid bezinin yapısı bozulmakta, boyutları küçülmekte ve hormon yapımı azalmaktadır. Bu dönemde bakılan kan T3 ve T4 seviyeleri düşük, TSH düzeyi ise yüksek saptanmaktadır.

Hastalığın evresine göre de klinik bulgular değişmektedir. Başlangıç döneminde kana geçen T4 hormon miktarı fazla ise hipertiroidi bulguları yani çarpıntı, kilo kaybı, uykusuzluk, sinirlilik, terleme, ateş basmaları gibi tiroid dokusunun fazla çalıştığı durumlarda görülen bulgular görülmektedir. Bu dönem geçicidir ve semptomlara yönelik tedaviler dışında tedavi gerektirmemektedir. Hormonların normal olduğu dönem sessiz seyreder, kişi hastalığının farkında değildir, eğer laboratuar tetkiki yapılırsa HashimotoTiroiditi olduğu görülür. Son dönemde ise bez az çalıştığı için halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, uyku artışı, cilt kuruması, saç dökülmesi, kilo artışı, barsak hareketlerinde yavaşlama, adet düzensizliği gibi hipotiroidi bulguları görülür. Bu dönemde vücutta eksik olan tiroidhormonu dışardan verilmelidir.

Hashimoto Tiroiditi’nin takip ve tedavisi ömür boyu ve kesintisiz olmalıdır.

Tiroid hormonu vücut için olmazsa olmaz bir hormondur. Özellikle gebelikte bebeğin sinir sisteminin gelişimi için gerekli olması nedeni ile Hashimoto hastalığı olanlar gebelik süresince yakından takip edilmeli ve TSH düzeyinin 2’nin altında olması sağlanmalıdır.

PAYLAŞIN:

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on StumbleUpon