İnsülin Direnci

insulin_direnci

İnsülin pankreastan salgılanan, vücudumuzun temel enerji kaynağı olan şekerlerin hücrelerimiz tarafından kullanılmasını sağlayan hormondur. Vücudumuzda yağ dokusu artışı olduğunda insülininin işini zorlaştıran bazı hormonlar ve hormon benzeri faktörler salgılanır ve bu nedenle şekerin kullanımı bozulur, hücreler de insülinin etkisine dirençli hale gelirler. Şekerin kullanılması yani hücrelerin enerjisinin sağlanması için pankreas hücreleri daha fazla insülin salgılarlar, kanda fazla miktarda insülin olmasına rağmen dokulardaki direnç nedeni ile şeker yine kullanılamaz, kişi giderek kilo alır, bir kısır döngü oluşur ve bu tabloya “insülin direnci ” denir.

İnsülin direnci kilo artışı ile paralel gelişen bir tablodur ve genetiktir. İnsülin direnci olanlar kolay kilo alırlar ve bu kişilerde kilo arttıkça insülin direnci artar. İnsülin direnci olanlarda yağ depolanması daha çok bel ve göbek çevresinde olmaktadır. Bu nedenle bel çevresi kadınlarda 84 cm’yi, erkeklerde 94 cm’yi geçiyorsa mutlaka insülin direnci varlığı araştırılmalıdır.

İnsülin direnci sorununun çözülebilmesi için mutlaka kilo verilmesinin sağlanması gerekmektedir. %5’lik bir kilo kaybı insülin direncini azaltır. Genetik bir olay olması nedeni ile hiçbir şey insülin direncini tamamen yok edemez ama %10’luk bir kilo kaybı insülin direncinin kontrol altında tutulmasını sağlar. Fakat unutmamak gerekir ki önemli olan bu kilo kontrolünün kalıcı olmasını sağlamaktır.

İnsülin direnci tedavi edilmez ise “Metabolik Sendrom” olarak adlandırdığımız tablonun gelişmesine neden olmaktadır. Metabolik Sendrom; insülin direnci ve abdominalobezite yani karın bölgesinde yağlanma, şeker metabolizma bozukluğu ve/veya tip 2 diyabet, kolesterol ve trigliserid yüksekliği, iyi huylu kolesterol düşüklüğü ve yüksek tansiyon gibi Kalp Damar Hastalığı gelişimi için önemli risk faktörleri topluluğudur.

İnsülin direnci olduğunu belirlenen kişiler mutlaka Kalp ve Damar Hastalıkları açısından incelenmeli ve saptanan bozukluklar mutlaka tedavi edilmelidir.

İnsülin direncinin esas tedavisi kilo kaybı ile sağlanır fakat bu çok kolay değildir. Protein diyetleri, düşük kalorili diyetler, açlık diyetleri belli bir süre kilo kaybı sağlasalar da birkaç hafta içinde kişi de açlık krizleri, fenalık hissi, halsizlik, sinirlilik, çarpıntı gibi istenmeyen sorunlara neden olmakta ve kişinin verdiği kilodan daha fazlasını kısa sürede alacak kadar yeme isteği geliştirmektedir. İnsülin direnci olanlar mutlaka bir endokrinolog ve diyetisyen kontrolünde, insülin salgısını koruyacak şekilde dengeli bir beslenme programı ile kilo vermelidirler.

Tek başına diyet ile de insülin direnci tedavi edilemez, şekerin hücreler tarafından kullanılmasını, yağların yakılmasını sağlayacak bir egzersiz programı da mutlaka diyete ek olarak izlenmelidir. Haftada 150 dakikalık orta derecede egzersiz size bu konuda yardımcı olacaktır.

Diyet ve egzersizin yeterli olmadığı orta dereceli ve ağır insülin direnci durumlarında doktorunuzun önereceği ilaçlar tedaviyi kolaylaştıracaktır. Fakat bilinmelidir ki tek başına hiçbir ilaç da insülin direncini ortadan kaldıramamaktadır.

PAYLAŞIN:

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on StumbleUpon