<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uzm. Dr. Berrin OĞUZHAN</title>
	<atom:link href="http://berrinoguzhan.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://berrinoguzhan.com</link>
	<description>Endokrinoloji ve Metabolizme Hastalıkları</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jun 2017 13:59:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.2.38</generator>
	<item>
		<title>Kahvaltı Yapmayan Erkeklerde Kalp Krizi Geçirme Riski Artıyor</title>
		<link>http://berrinoguzhan.com/kahvalti-yapmayan-erkeklerde-kalp-krizi-gecirme-riski-artiyor/</link>
		<comments>http://berrinoguzhan.com/kahvalti-yapmayan-erkeklerde-kalp-krizi-gecirme-riski-artiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2015 13:42:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ad_bZhan347]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berrinoguzhan.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada kahvaltı yapmayan erkeklerde kalp krizi geçirme veya kalp hastalıklarına bağlı bir nedenle ölüm riskinin güne kahvaltı ile başlayanlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışmada; yaşları 45 ile 82 arasında değişen 27 000 erkeğin 1992 ve 2008 yılları arasındaki beslenme alışkanlıkları ve bunun sağlıkları üzerine olan etkisi incelenmiştir. Sonuçlar sabah [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada kahvaltı yapmayan erkeklerde kalp krizi geçirme veya kalp hastalıklarına bağlı bir nedenle ölüm riskinin güne kahvaltı ile başlayanlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışmada; yaşları 45 ile 82 arasında değişen 27 000 erkeğin 1992 ve 2008 yılları arasındaki beslenme alışkanlıkları ve bunun sağlıkları üzerine olan etkisi incelenmiştir. Sonuçlar sabah kahvaltı etmeden güne başlayanlarda kalp krizi geçirme veya koroner yetmezliğine bağlı ölüm riskinin kahvaltı yapanlara göre %27 daha yüksek olduğunu göstermiştir.<span id="more-467"></span> İncelenen grupta kahvaltı etmeyenlerin daha çok gençler olduğu ve ayrıca bu kişilerin çoğunun sigara içtiği, bekar olduğu, çalışma saatlerinin yoğun olduğu, daha az fiziksel aktivite yaptığı ve diğerlerine göre daha fazla alkol tükettiği gözlenmiştir. Çalışmayı yürüten Harvard School of PublicHealth’den Leah Cahill, kahvaltıyı atlamanın obezite, hipertansiyon, kolesterol ve trigliserid gibi kan yağlarında artış, diyabet gibi uzun vadede kalp hastalığı ve kalp krizi riskini arttıran faktörleri de beraberinde getirdiğini söylemiştir. Kahvaltı yapmadığını söyleyen kişilerin hemen hepsinin diğerler öğünlerde diğer kişilerden bir kat daha fazla yediği, yani atladıkları öğünden daha fazlasını sonradan tükettikleri görülmüştür. Bu da kalp hastalığı için risk faktörü olduğu belirtilen faktörlerin gelişini tetiklemektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berrinoguzhan.com/kahvalti-yapmayan-erkeklerde-kalp-krizi-gecirme-riski-artiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vitamin D ve Kısırlık</title>
		<link>http://berrinoguzhan.com/vitamin-d-ve-kisirlik/</link>
		<comments>http://berrinoguzhan.com/vitamin-d-ve-kisirlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2015 13:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ad_bZhan347]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berrinoguzhan.com/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[KISIRLIK SORUNUNUZ VARSA MUTLAKA D VİTAMİNİ DÜZEYİNİZİ KONTROL ETTİRİN D vitamini vücuttaki tüm hücrelerde yaşamsal etkisi olan, vücudu kanserden kalp hastalıklarına kadar birçok hastalıktan koruyan steroid bir hormondur. Bu önemli hormon ayrıca hem kadınlarda hem de erkeklerde fertiliteyi (doğurganlığı) belirgin düzeyde arttırmaktadır. Sağlık için D vitamini şarttır ama kısırlık sorununuz varsa D vitamini düzeyinizi mutlaka [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KISIRLIK SORUNUNUZ VARSA MUTLAKA D VİTAMİNİ DÜZEYİNİZİ KONTROL ETTİRİN</strong></p>
<p>D vitamini vücuttaki tüm hücrelerde yaşamsal etkisi olan, vücudu kanserden kalp hastalıklarına kadar birçok hastalıktan koruyan steroid bir hormondur. Bu önemli hormon ayrıca hem kadınlarda hem de erkeklerde fertiliteyi (doğurganlığı) belirgin düzeyde arttırmaktadır. <span id="more-469"></span>Sağlık için D vitamini şarttır ama kısırlık sorununuz varsa D vitamini düzeyinizi mutlaka ölçtürün! D vitamini düzeyinin normal sınırlarda olması sağlık için önemlidir fakat konu fertilite olunca kontrol mutlaka gerekmektedir. Kadınlarda menstrüelsiklusu düzenleyen hormonlardan olan progesteron ve östrojen düzeylerinin artırılması da dahil olmak üzere birçok yerde D vitamininin doğurganlık üzerine etkisi vardır. Yapılan çalışmalar D vitaminin İVF ( in vitrofertilizasyon) yani tüp bebek tedavisindeki başarının arttırılmasında, kadınlarda çok sıklıkla görülen bir tablo olan PolikistikOver Sendromu (PCO’S)’nda ve gebe kalma şansının attırılmasında önemli rol oynadığını göstermektedir. Erkeklerde, D vitamini sperm hücresinin sağlıklı gelişimi, sperm sayısı, sperm kalitesi için çok önemlidir ve testosteron seviyesinin belli bir seviyede kalması dolayısıyla cinsel istek için de şarttır. Son yıllarda tüm dünyada D vitamini eksikliğinin de kısırlığında görülme sıklığında artış olması bu iki olay arasında bağlantı olabileceğini düşündürmüş ve bu konuda yapılan çalışmaları arttırmıştır. Son yıllarda hem kadın hem de erkekte doğurganlığı arttırıcı tedavilere destek olarak D vitaminin de eklenmesi önerilmektedir. Uzun yıllardır kadınlarda D vitamini ve folik asit eksikliğinin doğurganlığı etkilediği bilinmektedir. Avustralya’da 800 kısırlık sorunu olan erkekte yapılan araştırmada yaşam tarzı değişikliği ve beslenmede destek ürünlerinin doğurganlığı belirgin şekilde arttırdığı görülmüştür. Çalışmada sigaranın bırakılması, alkol ve kafein tüketiminin çok aza indirilmesi, kilo kontrolünün sağlanması gibi ciddi yaşam tarzı değişiklikleri yapan ve ek olarak vitamin ve antioksidan desteği alan 100 erkekten 11’inin eşi İVF (tüp bebek) tedavisi gerekmeden gebe kalmışlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berrinoguzhan.com/vitamin-d-ve-kisirlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserin Engellenebilir En Önemli Nedeni: Obezite</title>
		<link>http://berrinoguzhan.com/kanserin-engellenebilir-en-onemli-nedeni-obezite/</link>
		<comments>http://berrinoguzhan.com/kanserin-engellenebilir-en-onemli-nedeni-obezite/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2015 13:39:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ad_bZhan347]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berrinoguzhan.com/?p=471</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda yapılan birçok bilimsel çalışma ile obezite ile kanser gelişimi arasındaki ilişki olduğu gösterilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) obezitenin sigaradan sonra engellenebilir en önemli kanser nedeni olduğunu bildirmektedir. Maalesef sanayileşmenin artması ile tüm dünyada ve Türkiye’de obezite sıklığı giderek artmaktadır. Hatta tüm dünyada “obezitenin salgın bir hastalık” olduğu söylenmekte ve obezite ile savaş için [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda yapılan birçok bilimsel çalışma ile obezite ile kanser gelişimi arasındaki ilişki olduğu gösterilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) obezitenin sigaradan sonra engellenebilir en önemli kanser nedeni olduğunu bildirmektedir. Maalesef sanayileşmenin artması ile tüm dünyada ve Türkiye’de obezite sıklığı giderek artmaktadır. Hatta tüm dünyada “obezitenin salgın bir hastalık” olduğu söylenmekte ve obezite ile savaş için tedbirler alınmaktadır. <span id="more-471"></span>Tüm bunlar düşünüldüğünde obezite ile mücadele kanser ile mücadele anlamını da taşımaktadır. Kişinin obez olup olmadığı yani kilosu yorumlanırken kişinin ağırlığının boyuna oranı yani “Beden Kitle Endeksi” gündeme gelir.</p>
<p>Beden Kitle Endeksi ; vücut ağırlığının (kg olarak) boy uzunluğunun (metre cinsinden) karesine oranıdır. BKİ= Ağırlık (kg)/ (Boy)(m)2 Normal kilolu diyebilmek için kişinin BKİ’nin 19 kg/m2 ile 25 kg/m2 arasında olması gerekmektedir. BKİ &gt; 30 kg/m2 obezite, &gt; 40 kg/m2 ise “morbid” yani “ölümcül” obezite olarak yorumlanır. Kanser gelişme riski BKİ &gt;40 kg/m2 olduğunda artmaktadır.</p>
<p>Kilo artıkça kanser riski de artmaktadır. Obez kişilerde kanser gelişme riski aynı yaşta olup kilosu normal olanlara göre %52 oranında daha fazladır. Obezite ile erkeklerde mide ve prostat kanseri, kadınlarda uterus (rahim) ve meme kanseri gibi birçok kanser arasında ilişki vardır. Erkeklerin %14’ünün kadınların %20’sinin ölüm nedeni obezite ile ilişkili kanserlerdir. Kaliforniya San Diego Üniversitesi’nden kolon kanseri araştırma grubu obezitede önemli bir rolü olan “leptin” hormonunun kolon kanseri gelişiminde de rol oynadığını, kolonda kanser hücrelerinin büyümesini arttırdığını göstermişlerdir. British Journal of Surgery’de yayınlanan çalışmaya göre yağ dokusu tarafından salgılanan leptin hormonu sadece kolonda kanser hücresinin büyümesini arttırmamakta ayrıca hücrelerin programlanmış ölümü anlamına gelen “apoptoz”u da azaltmakta böylece kanser gelişimi tetiklenmekte ve kanserli hücre sayısı artmaktadır. Bu çalışma ile yapılan bazı farklı incelemeler de leptinin sadece kolon kanserinde değil özofagus (yemek borusu), meme, prostat ve mide barsak sisteminin diğer kanserlerinde de rolü olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Yağ dokusunun uzun yıllar boyunca sadece yağı depolayan pasif bir doku olduğu düşünülmüştür fakat bu görüş son yıllarda değişmektedir. Artık yağ dokusu birçok hormon ve sitokin olarak adlandırılan hücreler arası iletişimi sağlayan maddeler olan sitokinleri salgılayan endokrin bir bez olduğu bilinmektedir. Leptin yunanca “zayıf” anlamında olan “leptos”dan gelmektedir ve iştah merkezini ve metabolizmayı etkilemektedir. Leptin eksikliği olan durumlarda obezite gelişmektedir. Görülen o ki Leptinobezite ve kanser arasındaki ilişki zincirinde önemli bir yer almaktadır.</p>
<p><strong>OBEZİTE VE MEME KANSERİ </strong></p>
<p>Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümöral oluşuma meme kanseri denir. Kadınlarda meme kanserini gelişiminin yağdan zengin beslenme ve abdominalobezite ile yakından ilişkisi olduğu bilinmektedir yani kadınlarda, özellikle menopoz sonrası, karın ve kalça çevresindeki yağlar arttıkça kanser riski de artmaktadır.</p>
<p>Gelişmiş toplumlardaki tüm meme kanserlerinin % 7 ila 15’inin gelişimindeki en önemli faktörün obezite olduğu düşünülmektedir. Menopoz sonrası dönemde obez kadınlarda meme kanseri gelişme riski normal kilolulara göre %30 daha fazladır. Menopoz öncesi dönemde kilolu olmak meme kanseri riskini arttırmamaktadır fakat kilolu kadınların menopoz sonrası kilo vermesi de çok kolay olmamaktadır; yani fazla kilolar her yaşta sorun oluşturmaktadır. Zaman içinde kilo almak da meme kanseri riskini arttıran faktörlerdedir; meme kanseri riski</p>
<ul>
<li>Menopozdan sonra 2-10 kg alanlarda % 30 oranında</li>
<li>18 yaşından sonra 25 kg’dan fazla alanlarda %45 oranında artmaktadır.</li>
</ul>
<p>Menopoz sonrası obezite hormonal değişikliklere neden olarak kanser riskini arttırmaktadır. Kadınlarda menopozdan önce östrojen yumurtalıklardan salgılanmakta ve salgı menopoz sonrası durmaktadır. Yağ dokusu menopoz sonrası östrojenin en önemli kaynağıdır. Obez kişilerde yağ dokusu normal kilolu kişilerden fazla olduğu için salgılanan östrojen miktarı da iki kat fazla olmaktadır. Meme kanserlerinin çoğunluğu hormon duyarlı olduğu için bu değişiklik kanser gelişim riskini arttırmaktadır. Benzer şekilde tedavi görmüş meme kanserli obez kadınların tekrar kansere yakalanma riski, normal kilodaki kadınlara göre yüzde 40 daha fazladır. Meme kanseri ile obezite arasındaki bir diğer ilişki de, obez olanlarda tümörün daha geç aşamada fark edilmesidir. Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivitenin ise birçok hastalık gibi meme kanseri riskini de azalttığı bilinmektedir.</p>
<p><strong>AİLELERİN ÇOCUKLARINI KANSERDEN KORUMASI ZOR DEĞİL </strong></p>
<p>İngiltere’de Bristol Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı tarafından yapılan geniş kapsamlı bir çalışma çocukluk çağındaki obezite ile erişkin yaşlarda kanser gelişimi arasında bağlantı olduğunu göstermiştir. Yapılan incelemede çocukluk yıllarında kilolu veya obez olan çocukların hayatlarının ilerleyen dönemlerinde pankreas, safra kesesi, akciğer, solunum yolları ve ağız içi kanserlerine yakalanma riskinin arttığı gözlenmiştir. Ergenlikte kilolu olan çocuklarda ise erişkin çağlarda barsak (kolorektal), meme ve prostat başta olmak üzere her tür kanserinin normal kilolulara göre arttığı bildirilmiştir. Çocuklarının doğru ve sağlıklı beslenmelerini ve düzenli hareket etmelerini sağlayarak doğru bir yaşam tarzı kazanmalarına özen gösteren aileler çocuklarının ileriki yıllardaki kanser riskini azaltmaktadır. Çocukluk çağında kazanılan beslenme alışkanlıkları uzun yıllar sürdürülmektedir. Maalesef ki çocukluk yıllarında normalin üzerinde kilolu olan çocukların yarısından fazlası erişkin yaşlarda da obezdirler ve maalesef ki çocukluk çağında obez olan çocuklarda ileri ki yıllarda kanser gelişme riski yükselmektedir. Avrupa ve Amerika’da yapılan birçok çalışma anne ve/veya babası obez olan çocuklarda kilo artışının normal kilolu ailelere göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni genetikle geçen bazı genler olabilmektedir fakat aile içinde edinilen yeme ve egzersiz alışkanlıklarının da bunda önemli rolü vardır.</p>
<p>‘Childhood Obesityand &#8216;The Ticking Cancer Time Bomb&#8217;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berrinoguzhan.com/kanserin-engellenebilir-en-onemli-nedeni-obezite/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mucize Bir Çözüm: Spor</title>
		<link>http://berrinoguzhan.com/mucize-bir-cozum-spor/</link>
		<comments>http://berrinoguzhan.com/mucize-bir-cozum-spor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2015 13:37:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ad_bZhan347]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berrinoguzhan.com/?p=473</guid>
		<description><![CDATA[BİRÇOK SORUNA TEK VE MUCİZE BİR ÇÖZÜM: SPOR Doğada insanın biyolojik yapısı hareket edecek ve dinamik bir hayat yaşayacak şekilde programlanmıştır. Fakat teknolojinin her geçen gün hayatımızda aldığı yer arttıkça bizim kaslarımızı, eklemlerimizi kullanmamız yani hareketimiz azalmaktadır. Doğru ve düzenli kullanılmayan organlarımız da doğanın kuralı olarak bozulmakta ve yıllar içinde birçok sağlık sorunu ile karşılaşmaktayız. [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>BİRÇOK SORUNA TEK VE MUCİZE BİR ÇÖZÜM: SPOR<br />
Doğada insanın biyolojik yapısı hareket edecek ve dinamik bir hayat yaşayacak şekilde programlanmıştır. Fakat teknolojinin her geçen gün hayatımızda aldığı yer arttıkça bizim kaslarımızı, eklemlerimizi kullanmamız yani hareketimiz azalmaktadır. Doğru ve düzenli kullanılmayan organlarımız da doğanın kuralı olarak bozulmakta ve yıllar içinde birçok sağlık sorunu ile karşılaşmaktayız. <span id="more-473"></span>Düzenli olarak yapılan fiziksel aktivite ve spor bizleri obezite (şişmanlık), diyabet (şeker hastalığı), hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları gibi birçok kronik hastalıktan korumakta, daha sağlıklı, beklenenden daha uzun ve mutlu bir yaşam sürmemizi sağlamaktadır. Düzenli egzersiz ile</p>
<ul>
<li>Kasların gücü, direnci, gerginliği ve dayanıklılığı, hareket hızı ve gücü artar.</li>
<li>Kişinin günlük yaşantısındaki kondisyonu artar ve günlük aktiviteler daha az yorularak daha kısa sürede yapılabilir.</li>
<li>İskelet kemik ya ve kas yapısının gücü, eklemlerin esnekliği artırılarak bireylerde birçok sakatlık ve hastalığın oluşumu önlenebilir, geciktirilebilir veya tedavi edilebilir.</li>
<li>Karbonhidrat ve yağ metabolizması doğru bir şekilde çalışır, bazal metabolizma hızı artar ve yağ depolanması azalır hatta engellenir. Böylece obezite yani şişmanlık, uygun beslenme önerileri ile birlikte uygulandığında önlenebilir. Böylece obezitenin neden olduğu bedensel anatomik bozukluklar, duruş bozuklukları, kas, eklem ve iskelet sisteminin kusurlarının da önüne geçilmiş olur.</li>
<li>Yine obezite ile yakından ilişkisi olan insülin direnci ve diyabet gelişimi önlenebilir. Şeker metabolizmasının daha iyi çalışması sağlanabilir.</li>
<li>Kilo verme veya verilen kilonun korunması sağlanır. Bu sayede obezitenin neden olduğu birçok kronik hastalıktan hatta kanserden korunma sağlanmış olur.</li>
<li>Hipertansiyon kontrol altına alınabilir.</li>
<li>Kalp damar hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynayan kötü huylu (LDL) kolesterol ve trigliserid düzeylerinde düşüş, koruyucu rol oynayan HDL kolesterol düzeylerinde yükselme sağlanır. • Akciğer kapasitesi düzenlenerek birçok solunum sistemi hastalığı önlenebilir veya iyileştirilebilir.</li>
<li>Osteoporoz; kemik erimesi önlenebilir.</li>
<li>Eklemlerdeki kıkırdak yoğunluğu arttırılabilir ve bu sayede eklem hastalıkları tedavi edilebilir ve kişinin yaşam kalitesi arttırılabilir.</li>
<li>Bedenen kendini formda hisseden kişi ruhen de daha mutlu olur.</li>
<li>Stres azaltılır, depresyon önlenebilir.</li>
<li>Uyku düzeni sağlanır.</li>
<li>Yarışmalı aktivitelerde kazanma veya kaybetme duygusu yaşanır ve bu kişinin günlük hayatında farklı alanlardaki durumunu da etkiler.</li>
</ul>
<p>BU KADAR SORUNUN ÇARESİ BU KADAR KOLAY İKEN BİZ NEDEN HALA HAREKETSİZİZ??? HAYDİ SPORA…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berrinoguzhan.com/mucize-bir-cozum-spor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz ve Diyabet</title>
		<link>http://berrinoguzhan.com/yaz-ve-diyabet/</link>
		<comments>http://berrinoguzhan.com/yaz-ve-diyabet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 May 2013 18:22:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ad_bZhan347]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berrinoguzhan.com/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[Diyabetli kişiler için yaz günleri bazı riskler taşımaktadır fakat önemli birkaç noktaya dikkat edersek sıcak yaz günlerinde karşılaşabileceğimiz problemleri en aza indirebilir, mutlu, sorunsuz bir tatil geçirebiliriz. Örneğin bavulumuzu hazırlarken ve seyahatimiz süresince yanımızda bulunduracağımız birkaç belge ve malzeme veya alacağımız birkaç basit tedbir yaşamımızı kolaylaştıracaktır. Aşırı sıcaklar vücuttan sıvı ve elektrolit kaybına ve dolayısı [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabetli kişiler için yaz günleri bazı riskler taşımaktadır fakat önemli birkaç noktaya dikkat edersek sıcak yaz günlerinde karşılaşabileceğimiz problemleri en aza indirebilir, mutlu, sorunsuz bir tatil geçirebiliriz. Örneğin bavulumuzu hazırlarken ve seyahatimiz süresince yanımızda bulunduracağımız birkaç belge ve malzeme veya alacağımız birkaç basit tedbir yaşamımızı kolaylaştıracaktır.<span id="more-475"></span></p>
<ul>
<li>Aşırı sıcaklar vücuttan sıvı ve elektrolit kaybına ve dolayısı ile şeker dengesinde ve metabolizmada düzensizliğe, tansiyonda düşmeye neden olmaktadır. Bu nedenle aşırı sıcaklarda güneşe çıkmamalı ve bol sıvı tüketmelidir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Sıvı kaybının fazla olduğu bu dönemde günlük tüketilen sıvı miktarı arttırılmalı fakat bu daha çok “su” olmalı, meyve suları, kafeinli, alkollü ve asitli içeceklerden uzak durulmalıdır. Ayran da sıcak yaz günleri için güzel bir içecektir fakat içerdiği laktozun da bir çeşit karbonhidrat yani şeker türevi olduğu unutulmamalı ve özellikle insülin kullananlarda fazla miktarda kan şekerinde yükselme yapabileceği için tüketimine dikkat edilmeli ve karbonhidrat / insülin doz ayarı yapılmalıdır.</li>
<li>Tatil süresince yatış, uyanış ve buna bağlı öğün saatlerimizde değişiklikler olabilmektedir. Tatilimiz boyunca beslenmemize özen göstermeli, hipoglisemi yani kan şekerinde düşme riskini azaltmak için öğün atlamamalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Yine yaz meyvelerinin cazibesine kapılıp günlük tüketilmesi önerilenden fazlası tüketilmemelidir, unutulmamalıdır ki meyvelerin içerdiği şeker yani früktoz da basit şeker gibi kan şeker seviyemizde yükselmeye neden olmaktadır. Yağlı, kızartma yiyeceklerden de uzak durulmalıdır.</li>
<li>Ara öğün olarak tüketilebilecek bisküvi, galeta, grisini, kuru meyve gibi besinleri mutlaka yanınıza alın; seyahatte hareketiniz de fazla olacağı için mutlaka ara öğün almalısınız, ayrıca gideceğiniz yerde bu tür besinlere ulaşmanız zor olabileceği için tedbirli olmanızda yarar vardır.</li>
<li>Otomobil, otobüs veya uçakla uzun seyahatlerde uzun süre aynı pozisyonda hareketsiz durmak bacak damarlarında dolaşım sorunlarına neden olabilmektedir. Bu nedenle uzun seyahatlerde dolaşımı kolaylaştırmak için sık sık yürüyüş yapmalıdır.</li>
<li>Yanınıza mutlaka tatiliniz süresince yetecek kadar hatta biraz daha fazla ilaç ve/veya insülin alın. Birçok ilaç ve özellikle insülinler ısıya duyarlıdır, bu nedenle taşıma ve saklama koşullarına özen gösterilmelidir. İlaçlar özellikle insülinler uygun soğutucularda veya ısıya karşı koruyucu poşetlerde taşınmalı, ışık görmeyen, rutubetsiz ortamlarda, insülinler buzdolabında rafta saklanmalıdır. İnsülin kalemi kullananlar yedek insülin kalemi, pompa kullanıcıları yedek kateter, yedek pompa pili ve adaptörleri, insülin rezervuarı ve dolu kartuşlar bulundurmalıdır.</li>
<li>Kan şekeri ölçüm cihazı, şeker ölçüm çubukları, parmak delici ve dezenfektanlar da yanınızda olmalı ve seyahatiniz süresince şeker takipleri ihmal etmemelidir.</li>
<li>Hipoglisemi durumlarında kullanılmak üzere glukoz tabletleri, kesme şeker, meyve suyu ve Glukagon kiti bulundurmalıdır.</li>
<li>Birlikte seyahat ettiğiniz kişilere diyabetli olduğunuz bildirilmeli ve hipoglisemi anında yapılması gerekenler konusunda bilgi verilmelidir.</li>
<li>Seyahat edilecek yere göre Türkçe ve yurtdışı seyahatlerde İngilizce ve/veya gidilen ülkenin anadilinde diyabetik olduğunuzu belgeleyen kart, diyabetli kişinin kimlik bilgilerinin (isim, adres, telefon numaraları) ve kişi ile ilgili bilgi almak gerektiğinde irtibata geçilebilecek yakınlarının, doktorunun ve izlenmekte olduğu sağlık kuruluşunun bilgilerinin yer aldığı belge, kullanması ve yanında bulundurması istenen ilaç ve tıbbi malzemelerin listesi (insülinler, kalemler, enjektör, iğne ucu, glukometrevs), doktorunuzun hazırladığı seyahat etmenize engel bir durum olmadığını bildiren belge, hipoglisemi halinde bulunmanız durumunda yapılması gereken müdahaleler, acil durumlar için reçete örneği, gidilen yere göre aşı yapılmış ise belgesi ve seyahat sigortası örneği bulundurulmalıdır. Bu belgeler kullanılan ilaç, insülin ve tıbbi malzemelerin gümrük kontrollerinden geçirilmesinde ve uçağa alınmasında ve seyahatiniz süresince yaşanabilecek problemleri önlemiş olur.</li>
<li>Uçak ile seyahat ederken mutlaka ilaç ve insülinlerinizi el çantanıza alın, bagaja vermeyin. Böylece hem kaybolma riskini azaltmış olursunuz hem de ısıya ve X ışınlarına maruz kalmalarını dolayısı ile bozulmalarını önlemiş olursunuz.</li>
<li>Gideceğiniz bölgenin iklim şartlarını mutlaka öğrenin ve ona uygun giysi seçin. Sıcak havada terlemenizi azaltacak pamuklu giysiler seçilmeli, sentetik kumaşlardan uzak durmalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Diyabetli kişilerde sinir hasarına bağlı duyu kaybı olabileceği için yaralanmaları önlemek amacı ile rahat ve kapalı ayakkabılar tercih edilmeli ve çıplak ayakla kumsalda veya evde, otelde dolaşılmamalıdır.</li>
<li>Genç, yaşlı herkese önerildiği gibi diyabetliler de güneş ışınlarının dik olarak geldiği ve daha zararlı olduğu bilinen 11.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkmamalıdır. Denize girerken veya güneşe çıkılırken koruyucu kremler kullanılmalıdır. Yine de unutulmamalıdır ki bazı saatlerde güneş zararlı olsa da güneşten alacağımız D vitamininin sağlığımız için sayısız faydaları bulunmaktadır. Bu nedenle gerekli önlemler alınarak uygun saatlerde güneşten faydalanılmalıdır.</li>
</ul>
<p>Herkese iyi tatiller, güneşli, sağlıklı günler dileriz…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berrinoguzhan.com/yaz-ve-diyabet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
